Barcelona ve Gaudi


Barcelona gezisi yapmaya karar verip, nereye gitsek diye araştırmaya başladığınız zaman Barcelona gezilerinin Gaudi eserleri tarafından domine edildiğini görebilirsiniz. Şehre tam anlamıyla karakter kazandırmış olan Antonia Gaudi’nin eserleri, neredeyse tüm gezi portallarında, bloglarda ve tur programlarında görmeden gelmeyin listelerinde. Peki gerçekten durum bu mu? Gaudi’nin eserlerini görmeden Barcelona’dan dönülmez mi? Çok iddialı olacak belki ama dönülür. Barcelona kendi kendine o kadar efsunlu bir şehir ki, Gaudi olmasa bile başlı başına bir baş yapıt olarak dikkate alınabilir. Bence bunu mümkün kılan Barcelona’nın Flamenko danslarındaki gibi bir çok farklı duygu ve aksiyonu içinde barındırması. İsterseniz çok sakin bir gezi yapıp, dinlenip dönebilirsiniz Barcelona’dan. İsterseniz inişli çıkışlı ritmine kendinizi bırakıp, her anını farklı bir duygu ile besleyerek, vaktin nasıl geçip gittiğini anlamadan Barcelona’yı gezebilirsiniz. Yine de Barcelona ve Gaudi dillere pelesenk olmuş, turist akınına uğrayan şehri betimleyen bir kalıp. İşte tam da bu sebeple Barcelona ve Gaudi konsepti ile yazı yazmazsak olmaz. Nitekim bizde gittik gördük ve Gaudi’nin hayal gücünü ve başarısını alkışladık. O zaman başlayalım:)

Barcelona ve Gaudi

Sagrada Familia

Henüz bitmemiş, hatta inşaatı devam eden bir yapının bu kadar meşhur olduğuna bir türlü inanamıyordum. Bir yandan da fotoğraflarda muazzam gözüktüğü için bitmediğine inanamıyordum. Yine de Barcelona’nın simgelerinden biri olarak anılan Sagrada Familia’yı görmeden dönülmez diye düşündük ve biletlerimizi aldık. Buradaki önemli ipuçlarından biri biletleri önceden almak ve rezervasyonu erken bir saate yaptırmak. Çok fazla talep gören ve misafir alan bir yer olduğundan dolayı rahat rahat gezmek ve fotoğraf çekmek için önceden erken bir saat için bilet almak çok önem arz ediyor. Sagrada Familia’nın kendi sitesinden biletleri online alabilirsiniz. Voucher’ı ise yanınızda götürmeyi unutmayın.

Sagrada Familia’nın geçmişi 1866 yılına dayanıyor. Gaudi inşasını devir almadan önce başlamış ve  kutsal aile kefaret tapınağı olarak dizayn edilmiş. Gaudi projeyi 1883 yılında devir almış. Sagrada Familia’nın en önemli özelliği Gaudi’nin burayı inşa ederken doğadan ilham alması. Sagrada Familia’yı gezerseniz nelerden esinlenildiğini ya da kilisedeki mimarinin neleri temsil ettiğini görebilirsiniz. Detaylar ve biletleri satın almak için Sagrada Familia’nın sitesine biz göz atabilirsiniz.

Sagrada Familia’nın muhteşem bir yapı olduğuna şüphe yok elbet ama  Avrupa’nın diğer şehirlerinde gördüğümüz yapımları yüz yıllar alan diğer kiliseler içerisinde de Gaudi’nin Sagrada’sını aratmayacak nitelikle muazzam kiliseler var.

Palau Güell

Barcelona’nın en ünlü caddesi La Rambla’yı gezerken ara sokakta yer alan Palau Güell’i görmeden geçmeyin. Eğer içini gezmek istiyorsanız açık olduğu saatlere gitmeden bakın derim, çünkü dışarıdan çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Gaudi’nin diğer binalarında olduğu gibi asıl olay çatıda. Eusebi Güell’in Gaudi’den kendine şehir içinde bir saray inşa etmesini istemesi ile Palau Güell ortaya çıkıyor. Güell i Lopez ailesini Park Güell’e taşınana kadar burada yaşamış. Uzun yıllar renovasyon yapıldıktan sonra 2012’de açılmış. Gaudi’nin neo-gotik binasını Salı-Cumartesi günleri 10:00-18:00 arası gezebilirsiniz. Biletleri önceden alırım diyorsanız sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Casa Batllo

Gaudi’nin eserleri içerisinde en çok hoşuma giden yer sanırım Casa Batllo oldu. Rengarenk mimarisi ile masallardan fırlamış gibi. Battlo’ya sabah ilk seansta gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Evin içerisinde fotoğraf çekmek için insanların en en az olduğu zamanı seçmek önemli, fotoğraf çekmeden çıkmayacağınıza emin gibiyim. 1904-1906 seneleri arasında yapılan Casa Battlo’da Gaudi yine doğadan esinlenmiş tabi ki, ilk kattaki salonda kullandığı camlarda Sagrada Familia’da olduğu gibi renkli ışık oyunları ile ayrı bir hava katıyor. Böyle bir binada gerçekten birilerinin yaşadığını düşünmek gerçekten ilginç. Gitmeden biletleri almak istiyorsanız sitesine bir tıklayın deriz :)

La Pedrera ya da Casa Mila

1905 ve 1910 yılları arasında yapılan bu bina adını sahiplerinden almış, Casa Mila. Pedrera ise bir nevi takma adı, taş ocağı anlamına geliyor. Bu bina bizim pek ilgimizi çekmedi, dolayısı ile önünde bir kaç fotoğraf çekerek ilerlemeye karar verdik. Dışarıdan bakınca binanın dalga dalga formu gerçekten çok hoş ama tabiki yine bütün olay çatısında! Bu arada yaz akşamları Jazz music eşliğinde La Pedrera’yı gezebiliyorsunuz. Eğer bu tür bir aktivite ilginizi çekiyor ise Barcelona’ya gitmeden sitesine bakmakta fayda var.  Bu arada, sitesindeki videoda şöyle bir söylem var “La Pedrera’yı Gaudi yapmadı, La Pedrera doğanın şaheseri”. Gaudi’nin tüm eserlerini yaparken doğadan ilham aldığını daha güzel anlatacak bir cümle olamazdı sanırım.

Parc Güell

Parc Güell’e gidince muhtemelen 10 insandan dokuzunun aklına Hansel ve Gretel’deki şeker evler geliyordur. Sanki evlerin üzerinden bir parça koparıp yiyebileceğimiz şekerler var gibi, belki de içimdeki çocuk hala hikayelere inanıyordur. Neyse gelelim Parc Güell’e. Barcelona’nın zengin aileleri için yapılmış bu parkın bence en hoş yanı mozaiklerden oluşturulan banklar oldu (Banc de Trencadis). Erken gitmemize rağmen epey kalabalıktı, dolayısı ile önerimiz diğer Gaudi eserlerinde olduğu gibi açılış saatinde orada olmanız. Tercih edenler için akşam belli bir saatten sonra parka giriş ücretsiz, gün batımını çekmek için ideal bir zaman olabilir ama şehir merkezinden birazcık uzak olması sebebi ile biz tercih etmedik.  Biletler için tık tık.

Gaudi’nin Barcelona’da yaptıkları bunlar ile sınırlı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Bunların en bilinenler olduğu konusunda ise hemfikiriz. Diğer eserlerini de görmeden gelmem diyenler için, tespit edebildiğimiz diğer eserleri şöyle buyurun :)

Barcelona’ya giderseniz Gaudi olsun olmasın rengarenk bir gezi yapacağınıza şüphe yok ama Barcelona ve Gaudi ayrılmaz ikili ise eğer, bu eserlere de bir göz atmadan dönmeyin deriz :)