Budapeşte Gezisi ve Budapeşte’nin Kafeleri


Budapeşte’de kafelere oturduğunuz zaman şarabın kahveden daha düşük fiyata satıldığını göreceksiniz. Neden mi? Arkadaşımızdan öğrendiğimize göre Macar’lar şarap insanı. Her ne kadar Fransız, İtalyan ya da İspanyol şarapları kadar çok hakkında konuşulmasa da Macaristan’da bir şarap ülkesi. En meşhur şarapları ise Tokaji. Daha çok tatlı, yarı- tatlı çeşitleri ön planda. Dolayısı ise bir kafeye gittiğiniz zaman pasta ya da kekin yayına kahve yerine bir kadeh Tokaji istemekten doğal bir şey olamaz! Peki nelerdir bu Budapeşte’nin kafeleri. Biz 3 günlük gezimiz boyunca birkaç tanesini ziyaret etme şansı yakaladık. Aşağıda paylaşıyoruz :)

Budapeşte’nin kafeleri

Ruzswurm

Fishermen Bastion’ı geçip içerlere doğru yürümeye başlarsanız karşınıza çok keyifli sokaklar çıkacak. Budapeşte’nin en sevdiğim yeri belki de. Biraz Prag’ı anımsattığından belki. Geçen uzun yıllara karşı hala dimdik ayakta duran sevimli binalar arasında Ruszwurm’da bir masaya oturup, keyif yapabilirsiniz. Ruszwurm’un binası da yanlış hatırlamıyorsam 15. yüz yıldan kalma.  Budapeşte kafeleri içinde en çok sevdiğim kafe burası oldu. Viyana’da Kleines ne hissettirdi ise, Budapeşte’de de Ruszwurm’un aynı etkisi oldu. Eski ama zamana karşı dayanmış, bugün burada ama hafızasında yüz yılların anıları dolu. Biz burada, 2016 senesinde yapılan pasta yarışmasında ödül alan bir pastayı denedik. Lezizdi gerçekten, ben yanında Tokaji şarabı içtim. Tokaji pastalar için iyi bir eşlikçi.

Muvezs

Andrassy caddesi üzerinde yer alan Muvesz’e de gitmek gerek bence. Budapeşte’de hayatın ritmini yakalamak için ideal bir mekan. Sokağın üzerindeki masalarından birine oturup, gelip geçeni izlemek, hemen altından geçen tarihi tramvayın sarsıntısını hissetmek, güzel bir şarap içmek lazım burada. Yine şarap dedim dikkatinizi çekerim, Tokaji! Biz krokanlı bir pasta denedik pek beğenmedik. O sebeple, buraya gidip bir şeyler içip etrafı seyredin. İçerisi de çok güzel bu arada ama hava güzelse sokak hep tercih sebebi!

Gerbaud

Budapeşte’nin en pahalı kafelerinden biri Gerbaud. Budapeşte gezimizin ilk gününde kendimizi şımartmak istedik. Sabah erkenden uyanıp Szcheni Bath’e gittik yani termal sulara. Burası Buapeşte’nin en büyük termal havuzuna sahip. Bu deneyimi ayrıca anlatacağız :). Sabah sıcacık sularda gevşeyip, güneşin doğuşunu da izledikten sonra güzel bir kahvaltı yapıp enerji toplamak için gittik Gerbaud’a. İki kişilik kahvaltılarından istedik.

Kahvaltısı çok iyi değildi ama kahvesi ve kruvasanı epey başarılıydı. Hava biraz serin olduğundan dolayı içeride oturduk. İçerisi gerçekten çok şahane. Küçük bir saray gibi. Kalkıp içini gezin mutlaka.

New York cafe

Dünyanın en güzel kafesi olan New York Cafe tam bir turist gözdesi.  Muhteşem bir iç mimarisi olan New York Cafe’de vakit geçirmek istiyorsanız sıra beklemeyi göze almalısınız. Çok uzun sıralara kalmamak için de sabah erken saatlerde gitmenizde fayda var. Biz 11 gibi gitmiştik, kahvaltıdan sonra güne başlamak için birer kahve içelim diye. Şansımıza canlı müzik vardı. Benim çok sevdiğim Hungarian Dance ile başlayıp, 15-20 dakika kadar devam ettiler. Fiyatlar Budapeşte’ye göre yüksek epey. Birer kahve içererek mekanı görmek yeterli olacaktır. Ben çok değişik bir kahve içtim mesela. İçinde hem Tokaji şarabı hem de acı biber vardı. İlk içtiğimde tadı tuhaf geldi ama sonra alıştım. Merak edenlere, Hungarian coffee olarak geçiyor menülerinde. Mekanın muazzam olduğu gerçeği tartışılmaz ama samimiyetten uzak bir mekan bence. Yine de Budapeşte’ye gidince uğrayıp bir görmekte fayda var :)