Dileklere inanır mısınız?

Dileklere inanır mısınız?


Dileklere inanır mısınız?

Dileklere inanır mısınız?

Dilek dilemeye inanır mısınız? Peki dilediğiniz dileklerin yerine geleceğine? Küçük bir çocukken, sürekli gittiğimiz bir restoranda bir dilek kutusu vardı. Çocuk aklı, bir kağıda hayattan beklediğim, annemlerden istediğim şeyleri yazar ve o kutuya atar isem dileklerimin gerçekleşeceğini düşünürdüm. Bu sebeple, oraya her gittiğimizde, ama istinasız her seferinde,  mutlaka o kutuya bir şeyler yazar atardım. Annemler ne yazdığımı sorduğu zaman da söylemezdim, çünkü eğer söylersem dileklerimin gerçekleşmeyeceğini düşünürdüm. Yıllar sonra anneme konuyu açtığımda daha doğrusu, anneme dileklerim yerine gelmiyor diye yakındığımda, o kutunun mekana ait dilek ve görüşleri almak için yapıldığını öğrendim.  Oturup kendime kahkahalarla güldüm. Bir yandan da çocuk aklı ile inanmanın ne kadar saf, ne kadar kolay olduğunu anladım ve o günleri özlemle andım. Şimdi baktığımda, her öğrendiğim yeni şeye ya da eskiden bildiğim tüm şeylere sorgulayarak bakıyorum. İnanmak zor geliyor. Zor gelmesinden öte yaşanan hayal kırıklıkları, gerçekleşmeyen dilekler, yanılgılar insanı inanmaktan çok sorgulamaya ve her şeye şüphe ile bakmaya itiyor. Dilek dilemek yerine, kişi kendine hedefler koymaya başlıyor. Başkalarının dileklerini gerçekleştiremeyeceğini öğrenince, kendi hedeflerine ulaşmak için kendi çabalıyor, uğraşıyor. Her ne kadar bu durum tüm sorumluluğu kişinin kendisine bıraksa, büyümüş olmanın, birey olarak tek başına ayakta durabilmenin bir göstergesi olsa da, insan çocukluğundaki gibi dilekleri dileyip, köşesine çekilip hayal kurmaya devam etmeyi derinden hissedilecek bir şekilde özlüyor. Buna engel olamıyor. Bu yüzden ne zaman bir çocuğun hayallerini dinlesem kendimi huzurlu, mutlu ve hafif hissediyorum.

Büyüdükçe dilek dilemek için bahaneler de bulmaya başlıyor insan,  doğum gününde mum üflerken, yatağına başını koyduğunda gözlerini kapatıp kendi kendine düşünerek… Bir de dilek dilemek için süregelen gelenekler var. Bunlardan biri de Hıdrellez  yani 5 Mayıs akşamını 6 Mayıs akşamına bağlayan gece gerçekleşen kutlamalar. Peki, Hıdrellez nedir?

Hıdrellez: Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır. 6 Mayıs’tan başlayıp 4 Kasıma kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayısa kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 5 Mayıs günü gecesi kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelmektedir.(*)

Genelde her sene eğer unutmazsam ya da birileri bana hatırlatırsa, istediğim, hayal ettiğim ve hedeflediğim şeylerin resmini çizip bir kağıda, sonra o kağıdı bahçedeki gül ağacının altında gömerim. Genelde her sene kağıdı uzun süreler orada unutur ve aylar sonra aklıma gelir ise gidip çıkarırım. Bu bir gece yeniden çocuk olmam için bir şans bence. Kendim hiçbir sorumluluk almadan sadece dileğimi bir kağıda yazarak, kutu yerine gül ağacı dibine koyduğum bir gece. Bu sene ise, kutlamalar içim Edirne’deki Kakava Festivali’ne katılmaya karar verdik. 5 Mayıs günü Edirne’ye giderek, tüm gece çingenelerin gerçekleştireceği şenlikte baharın gelişini kutlayacağız.

Döndüğümüz zaman festival ile ilgili detayları, gözlemlerimizi ve yaşadıklarımızı paylaşıyor olacağız. Tabi ki Edirne ciğeri, badem ezmesi ve daha birçok yerel tadı denemeden, meriç kenarında keyifle kahvaltı yapmadan, Selimiye cami, bedestenleri gezmeden dönmeyeceğiz.

Denemeye değeceğine inanıyoruz.

Sevgiler.

(*) Wikipedia

  • bizimiz

    l am proud of you :)))))))

  • Meltem

    dilekler ne zaman yazılıyor ne zaman denize atılıyor

    • 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece toprağa dileği gömüm, 6 Mayıs sabahı denize atmak gerekir derler. Biz günü birlik gittiğimiz için Meriç’e gün içinde bırakıvermiştik dileklerimizi :)