Garipçe Asma Altı

Garipçe Bir Pazar


Doğum günü kutlamaları kapsamında Cumartesi günü pancake‘i ardından, Pazar günü de sevdiğimiz kişilerle bir kahvaltı programı hazırladık. Programın gerçekleşeceği mekan, Sarıyer’de denize kıyısı olan ve balıkçılık ile geçimini sağlayan Garipçe Köyü idi. Sabahın erken bir saatinde yola çıkarak, şehrin kalabalığından uzaklaşıp 40 km gittikten sonra Garipçe Köyü’ne ulaştık.  Kahvaltı için bir çok seçenek var. İster deniz kenarında ister köyün içinde. Biz köyün içinde Garipçe Caddesinde yer alan Asma Altı’nı tercih ettik. Açık büfe kahvaltı sunulan mekanda Trabzon yöresine ait tereyağ, peynir gibi kahvaltılıklar ilaveten menemen, mıhlama, sucuklu yumurta gibi sıcak serviste yapılıyor. Açık havada uzun yol gelmenin verdiği sersemlik ve açlık ile açık büfeye tabiri caizse saldırmak sureti ile tabaklarımızı doldurduk. Mekanın sahipleri, mekanın kendisi gibi çok içten ve doğal. Mekanın sahibi, bahçenin hemen yanında yer alan ev içerisinde korunan ve  eskiden kalmış olan fırını gösterdi ve kış mevsiminde de fırını şömine gibi kullanarak burada yemek servisi yaptıklarını anlattı. Açıkçası havalar soğuduğu zaman gidilecek mekanlar listesine girmeyi hemen başardılar. Mekanın içerisi çok sevimli, tahta duvarlar, gıcırdayan merdivenler, sedirlerden bir şark köşesi ve taştan eski bir ev olmanın getirdiği serinlik.

Kahvaltımız ve sohbetimiz bittikten sonra ise köyde yer alan denize nazır Garipçe Kalesini gezmek için yola koyulduk. 40-50 basamak sonunda ulaşılan kalenin tepesine varıldığında şahane bir manzara bizleri karşıladı.  Kalenin asıl gizemi ve güzelliği ise tepeden inilen bir merdiven ile ulaşılan içi kısmında idi. Karanlık ve serin olan iç kısımda yer alan pencere delikleri ile içeri giren deniz havası ortama gizemli bir hava katmış. Dışarıdan pek bir şey anlaşılmasa da kalenin içi epey geniş ve küçük küçük merdivenler ile farklı bölmeleri birbirine bağlıyor. O zamanın insanları gerçekten bu işi çok iyi biliyorlarmış.  Garipçe Kalesinin bulunduğu yer stratejik olarak olası saldırıların hepsinin tespiti için iyi bir gözlem noktası olmuş. Kalenin içerisinde ki ışık oyunlarını da kullanarak bir sürü fotoğraf çektikten sonra, merkeze geri döndük.

Garipçe Köyü’nde gezilecek çok fazla bir yer olmaması sebebi ile de hazır yakınlarına gelmişken Rumeli Feneri’ne de gidelim dedik ve yola koyulduk.

Rumeli Feneri Garipçe’nin biraz ilerisinde deniz kenarında yer alan keyifli bir kasaba. Fenerin karşısında yer alan iki gözetleme kulesine ve tahminen toplanma alanını görmeye gittik. Buradan da manzara Garipçe’de olduğu kadar enfesti. İki küçük kale arasında sur duvarlarının üstünde yürüyerek kendimize bir manzara keyfi yaşattık. Esen rüzgar, bir yanda Karadeniz, bir yanda Marmara Denizi, taşlardan yapılma surlar ve kıyıya vuran dalgalar ile sanki o eski günlere gittik ve geldik. Buranın da havasını çektikten ve rüzgar ile güneş sebebi ile iyice yorulduktan sonra, Rumeli Kavağı’nda yer alan Güzelyer Yedigün Balık Lokantası’na gittik. Burada yine denize karşı yerlerimizi alarak kalamar,  karides güveç, midye dolma ve midye tavanın tadına baktık. Midye dolmada kullanılan iç pilav bence bir harikaydı. Karides güveç için de tam puan verebilirim fakat kalamarın fazla tuzlu olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Midye tava ise çok ilgi alanımda olmadığından dolayı pek yorumum olamadı. Bu restoran bence daha çok güneş batarken, birkaç meze ve güzel bir balık yanında içilecek birkaç kadehin eşlik edeceği bir yer. Bir dahakine bunu da denemek gerek.  Rumeli Kavağı’ndaki ikinci durağımız ise sahil kenarında yer alan küçük bir kafe idi. Denizin tam kenarında yer alan mekanda içilen çayların yanında servis edilen tuzlu ve susamlı çubuklara bayıldık. Meğer, Sarıyer’in meşhur pastanesi olan Kireçburnu Fırını’ndan alınmışlar. Bayıldım diyebilirim. Daha öncesinde de Kireçburnu Fırını mamullerinden tatmış biri olarak favorimin tuzlu susamlı çubuklar olduğuna kesin karar vermiş bulunuyorum. Yolunuz Sarıyer’e düşer ise mutlaka uğrayın.

Bu son mekanda da çaylarımızı bitirdikten ve iyice bir deniz havası aldıktan sonra eve dönüş vakti geldi. Eve döndüğümüz zaman gezmenin yarattığı tatlı yorgunluk ve deniz havasının getirdiği uyku ile kendimizi koltuklara bıraktık ve bu kadar güzel bir geçirmiş olmanın verdiği keyif ile suratımızda yayık bir gülümseme ile fotoğraflarımıza baktık.

Garipçe Köyü, Rumeli Feneri ve Rumeli Kavağı bu keyifli yolculuğumuzun durak noktalarıydı. Umarım İstanbul’un bu güzel yerlerini sizde ziyaret eder ve bizim kadar keyif alırsınız.

Keyifli gezmeler.

Garipçe Köyü, Asma Altı Restaurant, 0212 228 10 70
Rumeli Kavağı, Güzelyer Yedigün Balık Lokantası, 0212 242 22 19