Geçmişten bugüne kendini koruyan Viyana Kafeleri


Her şehrin kendine göre bir özelliği oluyor. Onu niteleyen belirli bir özellik. Dünyadaki şehirler arasında en yaşanabilir 2. şehir olmasının dışında kültür ve sanata verdiği  önem ile de anılan bir şehir Viyana. Operası, müzeleri, galerileri ve mimarisi ile  göz dolduruyor. Bunun yanında çok üzerinde durulmayan ancak araştırınca karşımıza çıkan başka bir yönü daha var Viyana’nın, kahve kültürü ve kafeleri. Viyana’yı ziyaret etmişken bir Viyana kafeleri yazısı yazmadan duramadım tabiki.

Osmanlıların Viyana kapılarına dayanması ve sonrasında geri çekilirken yanlarında getirdikleri kahveyi Viyana’da bırakmaları ile başlamış kahve serüveni Viyana’da. Kuşatma sırasında büyük kahramanlıklar gösteren Georg Franz Kolschitzky’nin kahve servis etmek için lisans alan ilk Viyanalı olduğu söyleniyor hikayede. Bir diğer versiyon ise Viyana’da yaşayan bir ermeni ajanı olan Diodato’nun bu alanda ilk olduğu yönünde. Diodato’nun ismi Viyana’nın Wieden bölgesindeki bir parka verilmiş. Kolschitzky için ise bir sokağa adının verilmesi ve bir de bu sokağın köşesine heykelinin koyulması uygun görülmüş.

Bu arada, Viyana’da açılan bu kahve evi ne dünyada ne de Avrupa kıtası içerisinde ilk. Avrupada ilk kafe ya da kahvehane Venedik’te 1647 senesinde açılıyor. Viyana’da ise ilk kafenin açılması 36 sene sonra gerçekleşiyor, yani 1683 senesinde. İtalyanlar bir adım önde :) Belki açılan ilk kahve dükkanı Viyana’da değil ama Viyana’nın kahve kültürü UNESCO soyut kültürel mirasla listesine girmiş, yani UNESCO korumasında. Denilene göre Viyana’da 2.500 tane kahve dükkanı /cafe var.

Viyana’daki kahve dükkanlarında kahvenin yanında su getirilmesi, ziyaret edenler için gazetelerin okunmaya hazır tutulması, alkol ve yemek servis edilmesi gibi alışkanlar zaman içerisinde kültürün bir parçası olmuş. Bugün bu alışkanlıklar özenle devam ettiriliyor. Viyana kafeleri zamanın ünlü düşünürlerinin, sanatçılarının bir araya gelip uzun uzun vakit geçirdikleri yerlermiş. Gustav Klimt, Sigmund Freud gibi bugün hala etkisini hissettiğimiz  kişiler kafelerin ünlenmesine katkıda bulunmuşlar. Mozart ve Beethoven’ın da bu kafelerde perfomans sergiledikleri söyleniyor. Düşünsenize bir kafede oturmuşsunuz yanınızda Freud ya da bir akşam kafeye gitmişssiniz Mozart’ı dinliyorsunuz. Hem de canlı canlı :) O zamanın insanları şanslıymış sanırım.

Aslına bakarsanız, kafelere gitmek, burada fikir alışverişi yapmak, buralarda çalışmak bir yaşam stili haline gelmiş Viyanalılar için. Kafelere girdiğinizde sizi bekleyen gazetelerin olması, kafelerin atmosferi, servisi iyi ki varlar dedirtiyor gerçekten insana. Saatlerce orada oturup kitap okumak, etrafı izlemek ya da sadece düşünmek isteği doğuruyor. Biz olabildiğince kısa oturup farklı farklı Viyana kafelerini ziyaret etmeye çalıştık 2,5 günde. Merak edip, gidemediklerimizin listesi epey kabarık. Viyana’yı seven çok seviyor, ben çok sevdim mi emin değilim ama sadece kafe turu yapmak için giderim sanırım :)

Viyana Kafeleri

Kleines

Gittiğimiz kafeler içerisinde en çok hoşuma giden kafe Kleines olduğundan ilk bunla başlamak istedim. Diğerlerine göre çok çok daha küçük ama bir o kadar da sevimli. Bulunduğu Fransizkaner Meydanında dışarıdaki masalarda oturmak çok keyifli. Fiyatları ise gittiğimiz diğer yerlere göre epey uygun. Ben burada kahve yerine wine spritzer içmeye karar verdim. Şarabın içine soda ya da mineralli su konulması ile hazırlanıyor. Genelde krema ve sütle hazırlanan Viyana kahvelerinden farklı bir tat arayan Bahafin ise tercihini americanodan yana kullandı. Yanında bir de apple strudel ısmarladı. Viyana’da apple strdudel olayına da yeri gelmişken değinmek gerek. Münih’de yediklerimizden sonra Viyana’dakileri pek beğenmedik. Soğuk geliyor bir kere. Münih’te yanında krema ile ılık servis edilen apple strudelden sonra Viyana’da soğuk servis edileni pek sevemedik.

Leopold Hawelka

Viyana kafeleri arasında benim için ikinci sırada Leopold Hawelka yer alıyor. Bu kafe adını aldığı Leopold Hawelka ve karısı Josefine tarafından 1939 senesinde kurulmuş ve hala aynı sıcaklığı ile işletilmeye devam ediyor. Stephanplatz’a yakın olan Leopold Hawelka akşam yemeği sonrası kahve içmek için çok ideal. Kahvenin yanında ise çok lezzetli Buchteln (Yumuşak keke benzer bir hamur içinde erik reçeli) yemeli. Bu erikli tatlı Josefine’in tarifiymiş. Eski, salaş bir yer gibi gelebilir ama servis edenlerin kibarlığı, servislerin şıklığı insana kendini iyi hissettiriyor. Erikli tatlı çok lezzetliydi bu arada, ılık servis ediliyor. Donut gibi düşünün ama çok daha yumuşak bir hamuru var ve donut kadar şekerli değil. Müthiş! Biz Hawelka’da buchteln yanında Einspanner (kremalı kahve) içmeye karar verdik.

Cafe Central

Viyana kafeleri içerisinde belki de en meşhur olanlarından biri Cafe Central. Biz burayı kahvaltı için tercih ettik. Sabah saatlerinde daha sakin olacağını düşündük, ki öyleydi, hem  de turist kalabalığı olmadan  burayı tercih eden yerelleri biraz gözlemlemek istedik. Evet biz gittiğimizde de turistler vardı bizim gibi, ama yerel halktan da gelip kahvaltısını yapan, gazetesini okuyanlar oradaydı. Biz kahvaltıda Viennese breakfast (Viyana kahvaltısı) tercih ettik. İçinde yağ, reçel,yumurta, bir kruvasan, bir ekmek ve bir adet de kahve vardı.  Açıkçası Viyana’ya gelirken kruvasan yiyeceğim için çok mutluydum. Salzburg’da tattığım Avusturya kruvasanın tadı damağımda kalmıştı fakat Viyana tam bir hayal kırıklığı oldu. Kruvasanları beğenmedim, beğenemedim. Sanırım Fransa gezisi yapmam gerekiyor, hala Fransa topraklarını ziyaret etmemiş olmam tuhaf bence :)

Cafe Mozart

Son günümüzde kahvaltı için Cafe Mozart’ı tercih ettik. Albertina’nın hemen karşısında yer alan Cafe Mozart şehri gezmeye başlamadan önce güzel bir durak. Viyana kafelerinde dikkatimi çeken başka bir ortak özellikle koltuk desenlerinin tümünde neredeyse aynı olması. Tasarım ve dekorasyonda aynı şekilde benzer. Sadece kültürü korumakla kalmamışlar, aynı zamanda bu kültür için bir tarzda benimsemişler gibi görünüyor. Cafe Mozart’ta da Viyana kahvaltısı tercih ettik. Cafe Central’de yediğimizden bir farkı yoktu. Servis yine çok şıktı. Cam kenarında bir masa bulabilirseniz Albertina manzarası ile kahvaltınızı yapabilirsiniz.

Eiles

Parlamento binasına yakın olan Eiles sanırım turistler tarafından çok keşfedilememiş. Biz akşam saatlerinde gittiğimizde 3-4 masa ancak doluydu. Yine şık ve keyifli bir cafe. Parlamento ve Rathaus ziyareti sonrasında uğrayarak biraz dinlenmek için ideal.

Viyana kafeleri meşhur ama aynı zamanda kahveleri de meşhur. Viyana’da yaygın olarak tüketilen kahveler hakkında bilgi almak isteseniz Viyana kahveleri yazımız için tık tık :) Yukarıdaki kafelerin her birinde olabildiğince farklı kahveleri denemeye çalıştık. Hangisinde ne içtiğimizi de öğrenebilirsiniz!

Kaynaklar

  1. https://www.wien.gv.at/english/culture-history/viennese-coffee-culture.html
  2. http://www.businessinsider.com/coffee-culture-in-vienna-history-2015-10
  3. http://theculturetrip.com/europe/austria/articles/the-captivating-character-of-viennese-coffee-culture/