Cumalıkızık Köyü

Hafta Sonu Kaçamakları: Cumalıkızık


İstanbul’un karmaşası, trafiği, kalabalığı, gürültüsü yıpratıyor insanı. Kime sorsanız dertli, pek çok insanın hayali bir gün bu karmaşadan kurtulup sakin bir yerlere taşınmak. Tabii bu genellikle lafta kalıyor. Gönlünü bir kez İstanbul’a kaptıran bir daha vazgeçemiyor bu şehirden. İşte bu yüzden işin ideali küçük kaçamaklar yapıp terk etmek şehri. Biraz özleyip, gücünü toparladıktan sonra daha kolay bence yeniden kalabalığa karışmak. Geçtiğimiz hafta sonu bizde küçük kaçamak yaptık ve Bursa’nın Cumalıkızık Köyünü ziyaret ettik.

Cumalıkızık Köyü Bursa’ya yaklaşık 15 km uzaklıkta. İstanbul’dan yaklaşık 3,5 saatte ulaşılabilir. Bursa’ya vardıktan sonra öncelikle Ankara yoluna çıkmak gerekiyor. Ankara’ya doğru yaklaşık 10 km gidildiğinde Cumalıkızık tabelaları görünür oluyor. Köy yoluna saptığınız andan itibaren ise çevre bir anda değişiyor. Uludağ’ın eteklerinde yer alan bu köy hemen yeşili ve huzuru ile karşılıyor gelenleri. Köyün girişinde arabamızı bırakıp turumuza başlıyoruz.

Cumalıkızık Köyü

Cumalıkızık Köyü’nün daracık sokakları

Cumalıkızık Köyü, yaklaşık 700 yıllık bir yerleşim merkezi. Osmanlı Devletinden bu günlere kalan bir miras. Bir kısım evler meydan okumuş tarihe ve her türlü felakete rağmen ayakta kalmış. Bir kısmı ise bugünlere gelmek için restore edilmek zorunda kalmış. Neyse ki restorasyon çalışmaları aslına uygun yapılmış. Bu sebeple bütün bir köy Osmanlı mimarisini yansıtıyor, hiç bir şey göze batmıyor. Tamam belki sokaklarda dolaşan traktörler biraz batıyor olabilir. Yüzlerce yıllık tarihe rağmen bu güzel köyün yıldızı dizi seti olarak kullanılmaya başladıktan sonra parladı. Şu aralar dizilerle gelen şöhreti biraz unutulduğundan küçük bir popülarite kaybı yaşıyor ki burayı ziyaret etmek isteyenler için bu çok iyi. Bu köyün daracık sokaklarında kalabalık tahammül edilemez, büyüsü bozulur gibi geliyor bana.

Cumalıkızık Köyünün hemen girişinden başlayarak neredeyse tüm sokaklarında köylülerin tezgahlarına rastlamak mümkün. Bu tezgahlarda çeşitli köy ürünleri satılıyor. Tarhana, gözleme, ev baklavası, yaprak sarması, reçel, gözleme gibi emek gerektiren ürünler örnek olarak verilebilir. Bunun yanı sıra köylülerin tezgahlarında dalından taze toplanmış meyveler; kiraz, erik, dut, karadut ve baharat yada çay olarak kullanılmak üzere çeşitli bitkiler bulunabilir. Doğanın sunduğu ve değinmeden geçemeyeceğimiz bir diğer ürün ise kestane balı. Bursa kestane şekeri ile Türkiye genelinde nam salmıştır. Bu köyde kestane ağaçlarıyla dolu. Tezgahlarda sıkça ratlanan bir başka ürün çeşidi ise tahta oyuncaklar. Bizim alışveriş yaptığımız köylü fazlaca dürüst davranıp hepsinin çin malı olduğunu itiraf etmekten çekinmedi.

Cumalıkızık Köyünde pek çok evin kocaman avlularında kahvaltı servis ediliyor. Yukarda bahsettiğimiz gözleme, ekmek, bal ve reçel gibi ürünler bu kahvaltılarda üstelikte çok uygun bir fiyatla beğeniye sunuluyor. Tabii ki kahvaltı sadece bununla sınırlı değil, peynir ve yumurta çeşitleri ve daha pek çok şey sofraları süslüyor. Eğer zaman ayırıp bu köye gitmeye karar verdiyseniz aç gitmeniz tavsiye edilir. Kahvaltı etmeseniz bile köylülerin tezgahlarındaki tazecik meyvelerden yemeden durmak mümkün değil.

Köyün daracık sokaklarından yukarı doğru yürüdüğünüzde, Uludağ kucaklayacak sizi. Bu mevsimde yemyeşil görüntüsüyle kışın beyazlarla. Köyü bir güzel dolaştıktan sonra Uludağ’a doğru ilerleyen yürüyüş parkurlarında yeşiller içinde dilediğiniz kadar yürüyebilirsiniz.

Cumalıkızık’ta bir günü tamamlamak için pek çok farklı yöntem önerilebilir. Balık severseniz buralara kadar gelmişken bir alabalık restoranı bulup enfes balıklar yiyebilirsiniz. Bursa İskender Kebabı ile bilinir, şehre dönüp bu enfes lezzetin tadına bakmak bir seçenek olabilir. Biz kendi gezimizde bir başka Bursa köyünü ziyaret etmeye karar verdik: Saitabat.

Saitabat Bursa’nın bir başka dağ köyü. Köye vardığınızda gürül gürül bir su sesi karşılıyor sizi. Uludağ eteklerinde yürüyüş yapmak isteyenler için farklı parkurlar sunuyor. Birde Saitabat Şelalesi var görülmeye değer. Biz burada derenin iki tarafında yer alan restoranlardan birinde güzel bir yemek yedik. Kilo ile et satan bu restoranlarda dilerseniz mangalınız masanıza geliyor ve kendiniz pişiriyorsunuz, dilerseniz sipariş ettiğiniz ürünler pişirilerek masanıza geliyor. Bu restoranların spesyali kiremitte mantarlı kaşarlı alabalık. Bir tadına bakmak için masaya birde bundan sipariş ettik. Yemeğin bitiminde masamıza bir semaver çay istedik. Gürül gürül akan suların verdiği dinginlik ile yemeğimizi yedik ve çaylarımızı içtik. İsteyenler yemek üstüne bir sürede nargile keyfi yapabilirler.

Bütün bir gün temiz hava almanın, nefis tatlar denemiş olmanın ve dağdan ve akarsulardan gelen huzur ortamının dayanılmaz hafifliği ile bir kez daha İstanbul’a dönüyoruz. Cumalıkızık köyü kesinlikle gidilmesi, görülmesi gereken bir yer yani denemeye değer!

  • şenay fındıkkaya

    sizlerle birlikte çok daha güzeldi…

  • levent önal

    canlarim sizi cooook özledim.yaziniz cook güzeldi