House of Cards

House of Cards


House of Cards

Netflix’ten muhteşem bir dizi: House of Cards

Olağan Şüpheliler (orijinal adı: The Usual Suspects) filmini izlediğimden bu yana Kevin Spacey beğendiğim aktörler arasındadır. Ne yazık ki son dönemlerde bu filmde muhteşemdi diyebileceğim bir performansı olmamıştı. Neyse ki bir TV dizisi ile yeniden kendine yakışan bir role sahip olmuş. Dizinin adı House of Cards. Konusu çokta enteresan değil aslında. Bir seçim sonrasında yeniden şekillenmekte olan kabinede dış işleri bakanı olmayı bekleyen Francis Underwood (yani Kevin Spacey), yerine başkasının atanması ile kendini ihanete uğramış sayar ve çeşitli entrikalar ile kendi yolunu çizmeye karar verir. Aslında standart bir Beyaz Saray entrikaları dizisi gibi görünse de bu dizi benim ilgimi çekmeyi başardı.

House of Cards dizisi Michael Dobbs isimli İngiliz politikacı ve yazar tarafından kaleme alınmış bir romanın uyarlaması aslında. Bu roman ilk olarak 1990 yılında BBC için diziye dönüştürülmüş. Bu kez aynı roman Amerika’lı izleyiciler için televizyona aktarılmış. Bu versiyonun önemli bir özelliği ise Netflix için sadece internet üzerinden yayınlanmak üzere çekilmiş olması. Üstelik tüm bölümler aynı anda yayınlanmış ve böylece bir sonraki bölümü bekleme derdi de ortadan kalkmış. Bunu öğrendiğimde aklıma internetten tiyatro yayını yapmak ile ilgili yazımız geldi.

Daha öncede söylediğim gibi bu dizinin konusu Beyaz Saray entrikaları. Ancak benim ilgimi çeken kısmı bu değil. Dizinin başrol oyuncusu Kevin Spacey’nin (Francis Underwood) babası aslında bir çiftçi. Kendisi ise başarı basamaklarını bir bir tırmanarak kendine mecliste iyi bir yer edinmiş ve hatta kabineyi zorlar hale gelmiş. İstediği pozisyon kendisine verilmeyince ortalığı dilediğince karıştırabiliyor. Ortalığı karıştırmakla da kalmıyor, kendi yerine seçileni işinden edip yerine de kendi istediği kişiyi seçtirebiliyor. Beni hayran bırakan adamın sürekli her şeye karşı hazırlıklı olması. Bu dizi insanin karşılaştığı fırsatları değerlendirebilirse neler yapabileceğini gösteriyor bence.

Frank Underwood kaderini yaşamıyor, olabilecek her açıdan onu şekillendiriyor. Bunu yapabilmek için başvurduğu yolları anlatmayacağım yoksa diziyi bastan sona anlatmam gerekir. Başvurduğu her yöntemi hoş gördüğümü de söylemem mümkün değil. Sonuçta adam istediklerini alıyor, hedefine doğru emin adımlarla yürüyor.

House of Cards’ta Frank Underwood’un kadere meydan okumasını ve bunun için sürekli çalışmasını izlemek bence çok keyifli. Başarının yalnızca onu gerçekten çok isteyenlere ve her zaman hazırlıklı olanlara geleceğini gözler önüne seren güzel bir dizi. Bence kesinlikle izlenmeye değer!

Peki ya siz House of Cards dizisini izlediniz mi? Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak isterseniz bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz.

  • “American Beauty” filmindeki olağan üstü performansı ve de K-pax de bizi uzaylıların varlığına ikna eden oyunculuğunu yabana atmamak gerek sanki! ;) değil mi.