Mescidi Aksa- Kudüs

Israil Gezisi / Kudüs (Jerusalem)


İsrail’deki ikinci günümüzde bir önceki gün ile aynı rotayı izleyerek Kudüs’e gitmeye karar verdik. Yol uzun olduğundan dolayı erkenden kalktık ve yola koyulduk. Kahvaltımızı yapmak için İsrail’in yerel coffee store zinciri Aroma’ya gittik. Sabah kahvaltısı için bir çok alternatif var. Biz bunu ilk gittiğimizde keşfedememiş olsak bile, leziz bir çikolatalı kruvasan ve jambonlu bir sandviçten yana tercihimizi kullanarak başarılı seçimler yaptık. Sandviçlerde kullanılan ekmekler çok taze ve çok leziz. Ünlü Dizengoff caddesi üzerindeki Aroma’nın kaldırım üzerindeki masalarına oturarak hem caddede olan biteni izledik, hem de keyifli bir kahvaltı yaptık. Bu arada, Aroma’nın kahvelerininde epey leziz tada sahip olduklarını söylemeden geçemeyeceğim.

Kahvaltımız sonrasında yine otobüs değiştirerek (bir önceki gün gibi) Kudüs’e geldik. Kudüs otogarında çıkıp, L1 numaralı tramwaya bindik. Otogar kapısını arkanıza aldığınız zaman sol tarafa doğru giden tramwayı yakalamanız gerekiyor. Kudüs’ün en turistik yeri olan ve “Old City” olarak adlandırılan küçük şehre girmek için birden fazla kapı var. Tramway’dan Damascus Gate’te inmeniz gerekiyor. Zaten durak isimlerinde de göreceksiniz. Eski Kudüs şu anda 4 parçadan oluşuyor: Arap kısmı, Hristiyan kısmı, Ermeni Kısmı ve Musevi kısmı.

Damascus kapısından girip yürümeye başladığından andan itibaren Kudüs sizi sarıp sarmalamaya başlıyor. Daracık sokaklar, birbirinden enteresan kapılar, parke taşlar hep yaşanmışlığı hissettiriyor. İçeri girdiğimizde ilk hedefimiz İsa’nın ölüme yürüdüğü “Via Dolorosso” yolunu keşfetmeye başladık. Gerçi bizim yürüyüşümüz turist kalabalığından kaçmak adına tersten başladı ama yine de her anında İsa’nın bu yollardan sırtında kocaman haçla ve bu haça çivilenmiş iken nasıl yürümüş olduğu düncesi insanı hayrete düşürüyor. Via Dolorossa tahmin edileceği gibi Hristiyan kısmında. Yine de Kudüs içerisinde neresi Arapların, neresi Hristiyanların anlamak çok zor aslında. Herşey iç içe geçmiş ve herkes iç içe yaşar durumda. Yine de farklılıkları anlamak hiç de zor değil.

Via Dolorosso gezimiz sırasında hem birazcık yorgunluğumuzu gidermek hem de yanında misafir olarak kaldığımız arkadaşımız Liwi’nin tavsiyesine uymak için “Austrian Hospice”e uğradık. Burası tam bir küçük Avusturya.  Adından da anlaşılacağı gibi misafir evi olan bu yer aynı zamanda otel gibi de kullanılabiliyor. Kudüs’ün Şam kapısına yakın ve tüm curcunanın ortasında bir yer. Burada kalmanın çok enteresan olacağını ve çok farklı bir deneyim yaşatacağını düşünmekteyim. Mekana terasından Kudüsü izlemek için, cafe kısmında Avusturya’ya özgü tatları denemek için de gidilebilir. Terasından Kudüs’ün tüm ihtişamına şahit olmadan dönmemek lazım. En önemlisi de Mescidi Aksa’ya girmek çok zor olduğundan, bu terastan onu izlemek mantıklı bir karar olur. Bu arada, Austrian Hospice’de Sacher yemeden kalmayın, bir de  eğer terkedilmiş bir harita bulursanız sahiplenin, biz unuttuk :)

Austrian Hospice’den çıkıp gezimize devam ettik, şehrin içerisinde kaybolmak çok mümkün, her yer birbirine benziyor. Bu sebeple, mutlaka detaylı bir Kudüs haritası edinmek lazım.  Via dolorosso’nun son durağına gitmek için biz elimizde harita olmasına rağmen aynı yeni bir iki defa dolaştık. Sonunda neyseki hedefe ulaştık.  Kudüs içerisinde Old Bazaar adı ile tam ortada bir yer var. Burada dükkanlar, cafeler dopdolu. Bize İstanbul’daki Kapalı  Çarşı’yı hatırlattığından dolayı, çabuk geçtik ama yine de görülmeye mutlaka değer.

Via Dolorosso yolunu tamamlamış olmanın verdiği gönül rahatlığı ile Yahudi tarafına geçmeye karar verdik. Yahudi tarafına geçtikçe, sokaklardaki kalabalık azaldı, daha ferah bir ortam daha güzel yapılar ortaya çıktı. Yahudi tarafına geldiğimiz zaman dükkanlarda satılanlar bir anda Yahudiliğin sembollerini taşımaya başladı.  Kırmızı ip bilezikler, Fatima’nın eli, David Yıldızı, mezuza,  Yedi Kollu Şamdan,takke , Chai ve bir çok başka şey. Yahudiler için bu semboller (http://www.jewfaq.org/signs.htm)  çok önemli.  Özellikle Chai benim en çok hoşuma giden sembol oldu. Bu sembolün bulunduğu bileziğimi aldığım dükkandaki görevli, Yahudiler için hayatın çok değerli olduğunu ve Chai sembolünün de bunu yansıttığını belirtti. Yaptığım araştırmalarda da Chai’in yaşam anlamına geldiğini ve Yahudilerin içki sofralarında şerefe yerine “L’chaim!” dediklerini öğrendim. Yani “Yaşama!”.

Yahudi tarafında öncelikle Filistin topraklarının hemen yanında yer alan Ağlama Duvarı’nı ziyaret ettik. Burada dikkat edilmesi gereken bir kaç kural var elbette ama sanırım turistlere o kadar alışmışlarki pek karışan görmedik.  Öncelikle tüm ibadethanelerde olduğu gibi kısa şort, tişört, elbise vb. kol ve bacakları açıkta bırakacak kıyafetler giymemek gerekiyor. Hem kadınlar hem de erkekler için.  Kadın ve erkekler için dua alanı ayrı. Duvara sırtını dönmek çok büyük ayıp olarak algılandığından dolayı, mutlaka dua ettikten sonra geri geri yürüyerek duvardan uzaklaşmak gerekiyor. Ağlama duvarı’nın en ilginç kılan şey bence Filistin toprakları ile olan sınırdaşlığı. Öğrendiğimiz kadarı ile de Filistinli’ler zaman zaman Yahudilere taş fırlatıyorlarmış.Ağlama Duvarı’ndan sonra Mescidi Aksa’ya gitmek için yola koyulduk fakat Arap bölgesinde yer alan ve Mescidi Aksa’ya giden sokağın başında bir polis bizi durdurdu ve daha ileri gitmemize izin vermedi. Ziyarete kapalı olduğunu ve ancak Pazar sabahı gidebileceğimizi söyledi. Daha sonradan öğrendiğimize göre de, turistlerin ziyaretleri konusunda çok katılarmış  ve kimseyi almak istemiyorlarmış. Zaten kadınlar için de çok kıstılı belli zamanlar varmış. Bu Tel Aviv’de yaşayan bir arkadaşımızın ilettiği bilgiler.

Mescidi Aksa’yı görememiş olmanın verdiği hayal kırıklığı ile gezimize devam ettik ve Ermeni bölgesine geldik. Burada yemek yememiz için bize önerilen restaruantı bulmaya çalıştık, ve bulduğumuz zaman kapalı olduğunu görerek bir kez daha hayal kırıklığına uğradık. Via Dolorosso ve Ağlama Duvarı’nda o kadar çok vakit kaybetmişizki, vaktin nasıl geçtiğni anlamadan saati 17:00 yapmışız. E bu saatten sonra da etrafta çok da açık bir yer kalmamıştı.

Ermeni Bölgesi’ndeki kapıdan çıktığımız için ilk etapta yolumuzu şaşırdık.  Karşımıza Mamilla alışveriş merkezi çıktı. Onun içinden yürüyerek en sondaki kapıdan çıktık ve yukarı doğru yürüyerek Tramvaya ulaştık. Böylelikle Kudüs gezimizi tamamladık ve Tel Aviv’e dönmek için yola koyulduk.

Sevgiler,

Kudüs’ten kareler: