Masalsı bir yolculuk – Sintra Gezisi


Portekiz’in başkenti Lizbon’a gitmişseniz ve burada birkaç gün geçirecekseniz o günlerden birini mutlaka Sintra gezisi için ayırmanız gerekir. Sintra doğal güzelliği ve mimari ihtişamı ile görülmeden geçilmemesi gereken yerlerin başında geliyor. Masalsı Pena Sarayı, biraz gotik ve gizemli Quinta da Regaleira sarayı, sarayın içindeki kuyular ve gizli geçitleri ile Sintra gezisi yaşanabilecek en keyifli deneyimlerden biri. Lizbon’a araba ile yarım saatlik mesafede, araba ile gitmek istemezseniz Lizbon’dan trene bindiğiniz gibi kendinizi Sintra tren istasyonunda bulabilirsiniz. Buraya vardıktan sonra da saraylara ulaşmak için tur otobüslerini kullanabilir ya da direkt turlara katılabilirsiniz.

Sintra gezisi yapmayı planladığınız zaman bir günlüğüne de olsa araba kiralamanızı tavsiye ederiz. Her ne kadar  otobüsler ve turlar ile seyahat edebiliyor olsanız da, Sintra sonrasında Cabo da Roca ve Cascais gibi yakın noktalara kendi arabanız ile gitmek çok rahat olacaktır. Bizim gibi Cascais ile Lizbon arasında yer alan plajlardan birinde durup denize pardon okyanusa bile girebilirsiniz.   Sintra gezisi yapmadan önce hava durumuna bakmanızı şiddetle tavsiye edeceğim, bizim şansımıza mı bilmiyorum ama bütün fotoğraflarda süper gözüken Sintra’da biz gittiğimizde yağmur, rüzgar ve sis vardı!  Gelelim Sintra gezisi yapınca görmeden dönülmemesi gereken yerlere!

Sintra Gezisi: Görülmesi gereken yerler

Quinta da Regaleira

İlk sıraya burayı koyuyorum çünkü bence Sintra’nın en ilgi çekici, en hayret uyandırıcı ve en heyecan verici yeri burası.  İçeri girerken size bir harita veriyorlar. İsterseniz haritayı takip ederek gezebilirsiniz ya da bizim gibi akışına bırakıp kaybolarak keşfetmeyi tercih edebilirsiniz. Bizim en çok ilgimizi çeken yer kuyulardı. Kuyuların dibine kadar inip, gizli tünellerden bir sonraki kuyuya geçebilirsiniz. Tünelleri gezmek insanın tüylerini ürpertiyor. Her ne kadar ışıklandırma olsa da (azıcık) yürüdükçe çıkmaz bir yola girmiş hissi insanı bırakmıyor. Quinta da Regaleira sarayının içinde yer aldığı kocaman alanda çok güzel bahçeler var. Bitki örtüsü çok çeşitli. Küçük şelaleler, dereler bile var. Nefis bir havası var bir kere, tertemiz. Saraya gelirsek, mimari şaheser olduğunu iddia edebilirim. Havanında etkisi ile bize gerilim filmindeymiş gibi hissettik kendimizi.

Pena Sarayı ve Parkı

Buraya gitmek bizim için tam bir macera oldu. Haritadan bakıp, yahu 600-700 metre varmış çıkarız biz buraya diyerek yola koyulduğumuz ama aslında o 600 metrenin kuş bakışı olduğunu yolun yarısında anladığımız ve resmen bayır yukarı ormanın içerisinden 1 saate yakın yürüdüğümüz bir deneyim oldu. Ormanın içerisinde sisten aşağısının görünmediği bir yoldan, taşları kayaları atlayarak geçe geçe Pena Sarayı’na giden yola ulaştık. Fakat sanmayın ki macera burada bitiyor. Bitmez! Buradan da sarayın girişine gitmeniz ve girişe gittikten sonra saraya kadar tabana kuvvet biraz daha yokuş çıkmanız gerekiyor. Biz merkezden yukarı dağları aşıp geldiğimiz için Pena Sarayı’nın girişime kadar gelmeye yetti gücümüz, sonrasında sarayın shuttlelarını kullandık 3 Euro vererek kişi başı!  Halbuki merkezden pena sarayına gidip gelmek 5 Euro. Ne tatlıyız değil mi? Eğer trekking yapmaya bayılırım demiyorsanız paşa paşa merkezden otobüslere binin ve saraya öyle gelin, yolda dinlendiğiniz için saraya çıkan yokuşu tercih edebilirsiniz artık :)

Yazının başında bahsettiğim gibi biz gittiğimizde Sintra sisli, puslu ve yağmurlu idi. Saraya çıktığımızda da durum pek değişmedi. Giriş kapısından dahi net bir şekilde görünen saray, bizim gittiğimiz gün sislerin arkasına saklamıştı. Öyle ki dibine kadar gidince ancak renklerini seçebildik. Fotoğraflardan anlayacaksınız zaten, bu şekilde de deneyimleyen azdır diyerek kendimizi şanslı sayıyoruz efendim :) Saray epey güzel, saraydan manzara daha da güzel. Sis olmasaydı daha da iyi anlayabilecektik ama sisle birlikte mistik bir görüntü elde etme şansımız oldu.

Sintra Ulusal Sarayı

Şehir merkezinde yer alan sarayın içini gezme şansımız olmadı, epey bir sıra vardı ve  karşılaştığımız bu kadar saçma sapan bir havada sıra beklemek istemedik :) Ayrıca Cabo da Roca ve Cascais’e de uğramak istediğimizi dikkate alarak vakit kaybetmek istemedik. Şehir merkezinde olduğu için ulaşımı çok rahat tabi :) 1910 yılında monarşinin yıkılmasına kadar 100 yıl kadar  kraliyet sarayı olarak kullanılmış.

Mağribi Sarayı

Pena Sarayı’na yaptığımız yolculuk sonrasında burayı ziyaret etmeye gücümüz yetmedi. 9. yüz yılda Sintra’nın verimli tarım topraklarını korumak için yapıldığı söyleniyor.

Son olarak sokaklarda dolaşmanızı önereceğim. Sintra merkezi küçük bir yer zaten, bir sokaktan girip diğerinden çıktığınız zaman turu tamamlarsınız. Bir de Quinta da Regaleira’ya yürüyerek gidin, yollardaki evler, doğa çok güzel. Eğer erken bir saatte giderseniz, Quinta da Regaleira içerisinde yer alan kuyuların içinde kimsecikler yokken çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Sintra’da görebileceğiniz diğer iki saray ise Monserrate Sarayı ile Queluz Sarayı. Keyifli geziler.