Milano’da görülecek yerler


Milano gezisi için yazdığımız iki yazıdan sonra Milano’ya gitmeyi düşünenler için Milano’da görülecek yerler ile ilgili de bir yazı yazalım dedik. Navigli’den daha önceki yazımızda bahsetmiştik, peki geri kalan zamanda ne yapmalı, nereleri görmeli? Öncelikle Milano’ya varınca, eşyaları otele bırakıp Duomo Meydanı’na kendinizi atmalısınız. Bence bu şehirde her şey için başlangıç noktası burası. Duomo’ya vardıktan sonra, önce muazzam katedrali seyretmenin keyfini çıkarın, ardından da şehir turuna başlayın. Milano için 1,5 – 2 gün yeterli olacaktır.

Milano’da görülecek yerler için buyrunuz:

Duomo Meydanı ve Katedrali

Yapılması yüz yıllar süren Duomo Katedrali şehrin en görkemli binası. Zaten Avrupa’nın en büyük 4. katedraliymiş. Ayrıca en çok dekore edilen, daha doğrusu üzerinden en çok el işçiliği olan katedral olduğunu söylüyorlar. Hem bu sebeplerle hem de bu binanın muazzam mimarisini daha yakından görebilmek amacı ile Duomo Katedrali’nin tepesine çıkmak gerekiyor. Katedralin tepesinden seyredebileceğiniz manzarada cabası. İsterseniz asansör ile isterseniz merdivenlerden tabana kuvvet yürüyerek çıkabilirsiniz. Fiyat fark ediyor tabi ki, kendiniz çıkarsanız daha ucuz. Bir de asansör sırası epey kalabalık oluyor, merdiven tarafında ise 3-5 kişi. Asansör tercih ederseniz kişi başı 13 Euro, merdivenle çıkarsanız ise 8 Euro.

Galleria Vittorio Emanuele II

Enfes mimarisi, birbirinden havalı mağazaları, kafeleri ve şans getiren boğası ile bir alışveriş merkezi. Hatta tarihteki en eski alışveriş merkezlerinden. Piazza Del Duomo ile Piazza Della Scala’yı birbirine bağlayan bu alışveriş merkezi Milano’nun simgelerinden.  Galeri içerisinde Prada’dan Louis Vuitton’a bir sürü mağaza var. Bu markalar benim ilgili çekmiyor ama Vittorio Emanuele’de bende kendime göre birşey buldum; Rizzolli Kitapevi bana göre tam bir mabed. Piazza Della Scala tarafında yer alan Rizzolli içerisinde bir sürü kitap ve kırtasiye malzemesi bulabilirsiniz. Eğer defterlere biraz merakınız varsa ünlü İtalyan defter markası Fabriano’nun güzel defterlerinden de var. Alışveriş hiç ilginizi çekmiyor ise, galeri içerisinde yer alan cafelerden birinde yemek yiyebilir ya da bir kahve içebilirsiniz. Fakat bu mekanların çoğu hem en turistik bölgede yer almaları hem de lüks markalara komşuluk yapmaları sebebi ile ortalamanın üstünde fiyatlara sahip. Bu mekanlardan bazıları da zaten meşhur moda markalarının kafeleri, Gucci gibi mesela. Birşeyler içmek için benim en sevdiğim yer Piazza Del Duomo’ya bakan giriş kısmında yer alan Motta Cafe oldu. Ayrıca üst katlara çıkıp Terezza 21 ya da Aperol’da akşam üstü İtalyan kokteyllerini deneyebilirsiniz. Milan’da kahve içilecek diğer mekanlar için ise belki Milano’da Kahve Keyfi yazımızı okumak0 istersiniz :)

Navigli

Navigli ile ilgili detaylı bilgi için Milano gezisi – Navigli’de Aperativo Zamanı! yazımıza bakabilirsiniz. Burada yeniden yazmak istedim, çünkü Milano’da gidip aperativo zamanını yakalayıp, keyif yapmadan dönülmez.

Navigli'ye hava güzelken gidip nehir kenarında oturmak lazım belki de

Navigli’ye hava güzelken gidip nehir kenarında oturmak lazım belki de

Parco Sempione’de Alla Della Pace ve Castello Sforzesco

Torrefazione Hodeidah‘daki kahve keyfimiz sonrasında tramvaya atlayıp Parco Sempione’ye gittik ve Alla Della Pace’den geçerek burayı gezmeye başladık. Napolyon’un zaferini kutlamak için 1807 yılında yapımına başlanan Alla Della Pace, Sempione parkının başında yer alıyor. Buradan geçerek karşınıza çıkan kocaman parkta, eğer hava da güzel ise,  bir şeyler yiyip içerek vakit geçirebilirsiniz. Avrupa’daki bu park olayına gerçekten bayılıyorum. Kitabını, yiyeceğini alan kendini parkta buluyor ve güzel havanın tadını çıkarıyor. Biz ise nedense kendimizi AVM’lere tıkıyoruz. Evet evet biliyorum bu buranın konusu değil ama söylemeden geçemedim :)

Sforzesco sarayı ise 15 yüz yılda yapılan , bugün ise çeşitli sanat koleksiyonlarını barındıran şato- müze. Kocaman parkın en sonunda heybetli yapısı ile gerçekten bir şaheser. Karşısına geçip bakınca 15. Yüzyılda bu şatoda yaşamak, bu büyük bahçelerde gezinmek nasıl olur diye hayal kurmaktan alıkoyamadım kendimi.

Brera

Milano’da gezmekten en çok keyif aldığım bölge bu olabilir. Mimarisi mi, mekanları mı, dükkanları mı bilmiyorum. Muhtemelen gittiğimiz dönem itibari ile turist sayısının da az olmasından kaynaklanan bir dinginlik vardı bu bölgede.  İtalya’nın önde gelen resimlerinin sergilendiği Brera Sanat galerisi de bu bölgede.  Biz içini gezemedik ama gitmek isterseniz önceden bilet almakta fayda var diyorlar. Biletlere şuradan (http://www.tickitaly.com/tickets/brera-milan-ticket-booking.php)  bakabilirsiniz.

Bu bölgede çok güzel mağazalar var, özellikle de ev dekorasyonu ile ilgili. Bavulda yerim çok taşırım ben derseniz tam size göre. Birde eğer çay seviyorsanız tam da bu bölgede Kusmi çaylarının dükkanı var. Ben şahsen çay olayına kafayı takmış durumdayım. Bu sebeple gittiğim ülkelerdeki çay dükkanlarını araştırıp, yanımda eve farklı çaylar getirmeyi seviyorum. Kusmi Tea Fransız menşeili. Çok sevimli kutularda farklı aroma ve tatlarda çaylar satıyorlar.  Tek tek kutularda alabileceğiniz gibi, özel hazırlanmış paketlerden de alabilirsiniz. Ben 5’li bir set aldım. Gezimiz boyunca yaşadıklarımızı kaleme geçirirken, her seferinde başka bir aroma çaylar keyfime eşlik ediyor.

10 Corso Como

İşte tam alışveriş canavarları için bir yer. Merkezden biraz uzak ama metro ile rahat ulaşılıyor. Tren istasyonuna yakın bir yerde, zaten tren istasyonunda metro değiştirip geçmek gerekiyor. Burada bir sürü dizayn ürün var. Kıyafet, kitap, ev eşyası … Birkaç kattan oluşan Corso Como 19:30’da kapanıyor. Web sitesi çok renkli, çok eğlenceli. İçerisinde restoran da var, isterseniz mekanı gezip, ardından burada yemek yiyebilirsiniz. Biz alışverişe pek meraklı olmadığımızdan, 10 dakika kadar gezip sonra çıktık. Bu arada, Corso Como’da dönem dönem sergilerde oluyor.

Teatro Alla Scala

Galleria Vittorio Emanuele II’nın bağlandığı diğer meydan Piazza Della Scala’da yer alan Teatro Della Scala aynı zamanda içine girip sahneyi gezebileceğiniz bir müze. Müze gezer gibi dolaşmaktan ziyade, bir etkinliğe bilet alayım derseniz web sitesinden programa bir göz atabilirsiniz.

Quadrilatero della moda

Modanın kalbi Milan’ın ünlü ve lüks dünya markalarını içinde barındırdığı sokaklardan oluşan alan. The Rectangle of Gold (Altın Dikdörtgen) olarak biliniyor.Via della Spiga, Via Manzoni, Via Sant’Andrea and Via Montenapoleone. caddelerinden oluşuyor. Alışveriş sevenler için Galleria Vittorio Emanuele II’ye alternatif.

Bizim 1,5 güne sığdırabildiklerimiz bunlardı. Biraz daha vaktimiz olsaydı ya da yemek ve içmekten kendimize vakit ayırabilseydik bir de şu ikisine gidebilirdik:

The Last Supper: Leonardo Da Vinci’nin meşhur eseri Son Akşam Yemeği’ni, orjinal yerinde görmek isterseniz Santa Maria delle Grazie’yi ziyaret edebilirsiniz. Fakat önden bilet almanız gerekiyor. Online bilet için buraya tıklayabilirsiniz.

Villa Necchi Campiglio: 1932-1935 yılları arasında yapılan bu Villa, aynen olduğu gibi bozulmamış bir şekilde varlığını koruyor. Döneminin üst orta sınıf yaşam tarzına örnek gösteren villa şu an müze olarak ziyaret kabul ediyor.

 Keyifli geziler :)